Yayın tarihi: 31/08/2026 - 12:26
Dinle - 03:49Bu Pazartesi, ABD'nin Kuzey Carolina eyaletindeki Asheville'de G20 zirvesi başlıyor. Maliye bakanları ve merkez bankası başkanları, toplantıların yapılacağı Appalachian Dağları'nın eteklerindeki büyük bir otel kompleksinde bekleniyor. Washington’ın hedefi ise bu zirveyi, İran’a karşı yürüttüğü ekonomik savaşı güçlendirmek için bir fırsat olarak değerlendirmek. Altı aydır süren çatışma çıkmaza girerken, Donald Trump ara seçimlerin yaklaşmasıyla birlikte giderek daha sabırsızlanıyor. Dolayısıyla İran, önümüzdeki 48 saat içinde finansal bir hedef haline gelme riskiyle karşı karşıya.
ABD, G20’nin kendilerinin arkasında bir blok oluşturmasını umuyor. İran’ı finansal olarak boğmak amacıyla “Ekonomik Parya” adlı kampanyasını başlatmasından birkaç gün sonra, Trump yönetimi tek bir mesajı vurgulamayı planlıyor: Tahran ile ticarete devam eden ülkeler, ABD’nin yaptırımlarıyla karşı karşıya kalacak.
Washington, İran’ın son döviz kaynaklarını, özellikle de Çin’in hâlâ büyük miktarlarda satın aldığı petrolü kesmek için küresel bir destek istiyor.
G20 ülkelerinin zayıf noktası: birlik mi?
Müttefikleri hakkında kışkırtıcı açıklamalar yapması ve tutarsız ekonomik savaş politikası nedeniyle Donald Trump, G20’nin bazı üyeleriyle ilişkilerini bozdu. Oysa ülkeler arasında bir uzlaşma olmadan, hassas konuları görüşmek ve ortak bir cephe oluşturmak zor olacaktır. Özellikle de Washington’un açıkça hedef tahtasında bulunan Çin, ne pahasına olursa olsun “haklarını ve çıkarlarını koruyacağını” çoktan belirtmiş durumda.
Washington’un baskı aracı
G20’deki diğer ülkeleri İran’a karşı kendileriyle işbirliği yapmaya teşvik etmek için, ABD Merkez Bankası Başkanı tehdit yoluyla baskı uyguluyor. Böylece, İran ile ticarete devam eden her ülke ikincil yaptırımlara maruz kalacak. Bu, ABD’nin Tahran ile iş yapan bir şirketi, bankayı, gemi armatörünü veya rafinerisini dünya ekonomisinden dışlamasına olanak tanıyan güçlü bir silahtır. Bunu gerçekleştirmenin yöntemi ise, ültimatoma uymayan söz konusu ülkelerin ABD’deki varlıklarını dondurmak ve bu ülkelerin dolar piyasasına erişimini engellemektir.
Çin’i korkutmayan tehditler
Çin’i en çok etkileyecek önlem, Washington’un büyük bir Çin bankasını dolar sisteminden keserek yaptırım uygulaması olurdu. Ancak bu, Pekin ile büyük bir gerginlik tırmanışı riskini göze almayı gerektirecek ve Donald Trump bunu istemiyor. İşte bu, Trump yönetimi için bir ikilem oluşturuyor; yine de yönetim, bu G20 zirvesini bir tavır sergilemek ve tehditlerini uluslararası sahnede çok net bir şekilde ortaya koymak için kullanmalıdır.
Bütçe durumu, ABD’nin Achilles topuğu
40.000 milyar doları aşan rekor düzeydeki borcu ile ABD, G20’nin diğer üyelerini endişelendiriyor. Bu yıl, ABD’nin borç faiz yükü 1.200 milyar dolara yaklaşıyor. Karşılaştırma yapmak gerekirse, bu rakam Hollanda’nın GSYİH’sine yaklaşık olarak denk geliyor.
Devasa ABD borcu, daralan uluslararası ekonomi üzerinde doğrudan etkiler yaratıyor. ABD’nin borcunu finanse etmek için giderek daha fazla sermaye çekildikçe, dünya genelinde devletlerin borçlanma faizleri yükseliyor.
Sonuç olarak, finans konusuna ayrılan bu iki günlük G20 toplantısı sırasında Washington, ortaklarını İran’a karşı yürüttüğü ekonomik savaşı desteklemeye ikna etmekle kalmayıp, kendi borcu ve doların sağlamlığı konusunda da onları rahatlatmak zorunda kalacak. Bu, gerçek anlamda “güçlü konumda olmak” olarak değerlendirilemez.
Haber Bülteni: Tüm uluslararası haberleri doğrudan e-posta kutunuza alın
Abone olRFI uygulamasını indirerek tüm uluslararası haberleri takip edin
Yazan: Pierre Olivier